-Filmlerin ve televizyon ´´show´´larının çoğunda kadın aşırırekabetçi olarak tanımlanıyor. Bu, medyanın yarattığı bir klişe mi,yoksa kadınlar gerçekten aşırı rekabetçi mi?
Medyanın yarattığı kalleş ve rekabetçi bir kadınportresi olduğu kesin, buna birçok filmde (Kadınlar, Çalışan Kız, ÜveyAnne, Bridget Jones´´un Günlüğü, Resmen Sarışın) ve televizyonprogramlarında (Ally McBeal, Sex and the City) rastlamak mümkün. Ancakbunun kadından katıksız bir nefret fantezisi olduğuna ve Hollywoodtarafından oluşturulduğuna inanmıyorum. Medyadaki rekabetçi kadın imajıuyduruk değil, karikatürize edilmiş bir imaj.
Ally McBeal´´in ve çalıştığı firmanın entrikalarıbariz biçimde abartılmışken, diğer birçok sıradan kadının çevirdiğirekabetçi dolaplar sanki çok mu farklı?
Buna cevabım hayırolacak. Gene de seksist komplonun veya tepkinin bir parçası olarakklişeyi dışlamanın kimseye, en azından kadınlara bir yararıolmayacağını düşünmek daha çok işimize geliyor. Bu konuda dürüstolmamız gerekir: Kadınlar gizli rekabetin rasgele eylemlerinden belliölçüde suçluluk duyuyor. Çoğumuz, kendimizi güvende hissetmeyince, birsüreliğine de olsa kendimizi daha güçlü hissetmenin acınası bir yoluolan kalleşliğe veya diğer manipülatif davranışlara başvururuz. Veçevremizdeki rekabetçi kadınların bu aşırı abartılı imajları sayesinde,günlük hayatta hangi davranışın daha uygun olacağını saptamak kadınlariçin gerçekten zorlaşabilir.
-Kadınlar erkeklerden daha mı fazla rekabetçi?
Kadınlar yapısal olarak erkeklerden daha rekabetçideğil; ama kadınların rekabeti erkeklerinkinden çok daha farklı.Saldırılarımız daha hileci ve kişisel olmaya eğilimli. Erkekler dahadoğrudan rekabet eder, işi karmaşıklaştırmaz. Kadınlar ise daha çokperde arkasında ve çok daha hesapçıdır. Kadınlar daha gizli kapaklıdavranır çünkü para, güç ve kontrol sahibi olma hırsımızı beslemeküzere açıkça rekabet edebileceğimiz çok az meşru alan var. Erkek,doğası gereği hırslı ve rekabetçidir, kadın ise doğası gereği hırs verekabetten yoksundur. Kadının eli kolu bağlanmıştır: Gerçek bir kadınolmak için rekabet etmemiz gerekmektedir, buna rağmen rekabet edemeyiz,çünkü bu bizi kadın olmaktan çıkarır. Kadına kalan tek yol rekabetçiolmak, ama sanki rekabetçi değilmiş gibi davranmaktır.
Kadın sürekli karmaşada...
-Birbiriyle rekabet etmek kadının doğasında mı var?
Hayır. Bence kadınlar birbirleriyle rekabet etmelerigerektiğini düşünüyor çünkü toplum içinde belirgin bir yere sahipdeğiller. Yüzeysel olarak, anneannelerimizin hayal bile edemeyeceğiözgürlüklere sahibiz ve erkeklerle eşitiz. Ama aynı zamanda darkapsamlı bir role uygun davranmamız da bekleniyor bizden: Sadık eş veanne. Birbiriyle çelişen bu mesajlar yüzünden kadın kendisini süreklibir karmaşada hissediyor. Hayatımızı ´´doğru´´ bir biçimde yaşamakkonusunda içsel bir mücadele veriyoruz. Hangi yolu seçersek seçelim,içimize kök salmış bir şeylere karşı oluyor, birçok kadının izlediğiyola, hatta geçmişte kendi izlediğimiz yola bile aykırı düşüyoruz.Sonuçta kendimizi savunmamız gerektiği hissine kapılıyoruz.
Kendimizi korumak için diğer kadınların ne yaptığınabakıp kendimizi onlarla karşılaştırıyoruz. Kendimizi geçerli kılmak veseçtiğimiz yolun doğru olduğunu kendimize ve diğerlerine kanıtlamakiçin aşırı çaba harcıyoruz. Bu sırada hayata dair herhangi birkararsızlık söz konusu olursa, kendi yolumuzun en uygun yol olduğunakendimizi inandırıyoruz. Böylece, başkalarının seçtiği yol, yanlış yolhaline geliyor. Ama bazen kadınlar rekabet yerine işbirliği yapmayıtercih eder...
Tabii, kadınların birlikte çalıştığı ve sonuçtaönemli hedeflere ulaştıkları zamanlar da var. Biri tarihsel biri degünümüzden iki örnek var Saç Saça Baş Başa´´da. Biri 1848-1920 yıllarıarasında Amerikalı kadının vatandaş olarak verdiği oy hakkı mücadelesi.1920´´de imzalanan oy hakkı yasası, ortak bir gündemle ve birliktemücadele eden kadınlar sayesinde yürürlüğe girdi. Diğeriyse, erkeklerleaynı destek ve saygıyı görmek isteyen kadınların spor alanındakimücadelesidir. Her ne kadar kadın atletler hâlâ erkeklerle eşit ücretve ilgi kazanamadıysa da, kısa sürede epey yol aldılar, çünkü bir amaçetrafında bir araya gelmişlerdi. Her iki örnekte de ne yazık kibölünmeler yaşandı ve güç azaldı ama yine de bu örnekler kadınlarınbireysel değil, birlikte hareket ettiklerinde neler yapabileceğine dairipucu veriyor.
-Ne tür kadınlar özellikle rekabetçi?
ABD´´deki bütün kadınlar birbiriyle rekabet etmeyeşartlandırılmıştır, tabii bir kısmı diğerlerinden daha fazla rekabeteder. Kültürümüzde dar kapsamlı bir güzellik kavramı olduğu için,kadınların çoğu çok az sayıda kadının sahip olduğu ince, beyaz, genç,sarışın ve modaya uygun kadın modeline uymak gerektiğine inanıyor.Görünüşümüzü diğerine bakarak değerlendirdiğimizde, kendimizi baskıaltında hissederiz. Görünüşe sinmiş olan bu güzellik yarışmasıhayatımıza da derinlemesine sinmiş vaziyette. Diğer yandan iyi birevlilik yapma baskısı, kadınlara erkeklerden daha fazla uygulanır.Kadın evli değilse ve evlenmeyi istiyorsa, doğru erkeği bulmanınönündeki en büyük engelin diğer kadın olduğu söylenir kendisine. Diğerkadın tabii ki daha fazla istenen ve daha fazla kadınsı olandır.
İşyerlerinde ise kadın, cinsiyet ayrımı, baskı veilerlemek için ne yapması gerektiği konusunda birbiriyle çelişenmesajlarla karşı karşıyadır. Bıkkın ve kafası karışık bir sürü kadın,bıkkınlığını erkeklerden çok diğer kadınlara yansıtır. Sık olan birşeydir bu, kendimizi güçsüz hissettiğimizde, gerçek gücü elindebulunduranla mücadele etmek yerine, bizimle aynı durumda olan diğer birgüçsüze çatarız.
-Çoğu insan kadın patronla çalışmamayı tercih eder çünkü kadınpatronların genelde rekabetçi ve şirret olduğu düşünülür. Birçok kadınpatron gerçekten böyle mi?
Pek çok çalışan kadının sadece kadınlara değil,erkeklere yönelik de bir tavrı olduğuna inanıyorum. Ancak bu tavrınkromozomlarla bir ilgisi yok. Çalışan kadın ya rekabet eder ya dakendisiyle çalışmak zordur çünkü kadınlar değerli çalışanlarolduklarının kabul edilmesi için mücadele vermek zorundadır. İşgücündeyer alan kadınların sayısına rağmen ABD´´de tüm çalışanların yüzde47´´si kadındır ve her 100 kadından 99´´u hayatlarının bir dönemindepara için çalışmak durumunda kalmıştır. İşyerlerinde çok az sayıdakadın gerçek gücü elinde tutar, o da bölüm başkanı, ortak, yayıncı veyagenel müdür gibi bir unvanla gelir. ABD´´de çalışan kadınların büyükbir kısmı, geleneksel olarak kadınların ağırlıklı olarak yer aldığısekreterlik, daktilo işleri, ana okulu öğretmenliği, hemşirelik,muhasebe işlerinin pembe getto sektörlerinde düşük ücretle, düşükprestijli işleri yapar. Üstelik, işyerinin yapısı çalışanlarınfedakârca fazla mesai yapmasını ve yıllar boyu aralıksız çalışmasınıgerektirir ve bu durum çocuk sahibi olmak ve yetiştirmek isteyenkadınlar için camdan bir tavan yaratır. Çalışan kadınların bu denligergin olması hiç de şaşırtıcı değil...
aiemax.com
| < Önceki | Sonraki > |
|---|